We are all prisoners!
Kıpır kıpır bir zeminde dengede durma ve elindeki yükü düşürmeme durumu bize başarı hazzını şüphesiz verecektir.
Ama “birden fazla yükü taşımak bu hazzın o kadar katını verecektir” sonucuna götüren bir tutum, “bir ağrı kesici ağrımı hafifletiyorsa birden fazlası beni daha iyi yapacaktır” düşüncesinden farklı değidir.
Biz dengede durmanın ve yükü düşürmeden taşıyor olmanın sarhoşluğunda seviniyoruz.
Yükler arttıça gerçekle aramıza ağlar örülüyor. Kendi kendimize küreye dönüştürdüğümüz ağda her geçirdiğimiz saniye demirden bir örümceğin midesine doğru ivmelenen bir düşüşe denk geliyor.
Hepimiz uzay ve zamandan örülü bir ağa takılı kalmış mahkumlarız.
Özgür başladık ama yükleri artırdıkça hapsolduk.
Yükler bizim oldu. Ama onlar yüzünden mahkumuz!
YAZI HAKKINDA TEKNİK TAFSİLAT:
Bu yükün artışını meslek dilimle anlatayım;
Uzay ve zamanın düz değil eğri olduğunu duymuşsunuzdur.
Uzay-zaman birlikteliği ilk olarak daire oluşturmalarıyla başladı. Birim zamandaki uzay bileşenini “Pozitif Enerji” oluşturdu. Küte çekiminden ve parçacıkların birbirleri arasındaki mesafeye etkiyen “Negatif Enerji” de “Pozitif Enerji”yi yok etmeye çalıştı. Dairesel başlayan uzay zaman evliliğinde uzay dikey bileşen, zaman yatay bileşendir. Zaman oku ilerledikçe ve birim uzay oluştukça uzay ve zamanın kesiştiği yerlerde düğümler oluşacak ve bu ilerleme daireden başladığı için örümcek ağına benzeyerek büyüyecektir.
Kütle çekim gücü (negatif enerji kaynağı) arttığı anlarda yani büyüyen ağın büyük kütlelere denk geldiği yerlerde negatif enerji uzay alanını yok etmeye çalıaşAcaktır.. Yani ağın dikey bileşeninin uzamasını engelelyecektir. Uzama bir yönden durup diğer bileşenden devam edince de bükülme meydana gelir. DİKEY(uzay) VE YATAY(zaman) BİLEŞENLERİN OLUşTURDUĞU AĞ DÜĞÜMLERİ ÇÖZÜLÜR!
Kütle arttıkça bu uzay alanının engellenemsi artacak ve bükülme devam edecektir. Bu bükülme zamanla kendine kapanıp küre haline gelir.
Yukarıdaki yazıda anlatmak istediğim, gereksiz yüklerin bizim ağa düşmüşlüğümüze zarar vereceği, kurtulma şansımız varken bizi içinden çıkamayacağımız küreden bir hücreye hapsedeceğini anlatmaktı.
Ağa doğuştan düşmüş olduğumuz için demirden örümceğe( teknolojik çılgınlığa) doğru hızla ilerleyişten tamamen uzak olma şansımız yok!
-Resimdeki mahkum kıyafeti aslında Burgaz Ada’da Sait Faik’in müze olan evinde halen duran pijamadan başka birşey değildir.-
himmmm!….
:)
ruhun sınırsız hareketine karşılık bedenin yavaşlatıcı etkisi ve sınırlaması. insan şu çatışma üzerine yaratılı. tüm sanatlar gibi hayat da çatışma ve trajedi ve ara sıra gözüküp kaybolan katarsis anlarıyla dolu. ama hep daha fazla daha mutlu daha rahat daha sonsuz(!) olma sıkıntısıyla tükenen zaman. durmaz .. “time is my everything” netekim :)
öyleyse “prison break.” :)
öyleyse yaşayacak kadar kabullenmek.
öyleyse çelişmekten korkmamak.
ve öyleyse..
ve her neyse..
karnavala çevirelim mi dünyayı ya da lafa boğalım her şeyi
evet, cikissizlik……
sevgili banu…..saniyorum hangi meseleye el atsak elde kalan takildigimiz aglar oluyor…….
teknoloji, iktidar, bilgi, bilinc, hakikat…….
ilkselden baslayan bir bakis….
sorulara ilksel’den hareketle cevaplar arayisi….
ama ilksel olan nedir, mümkün müdür, nerededir bilmiyoruz…..
ben adorno’nun umutsuzlugundan ögreniyorum bakisimiza dair yalanlari….
yasamin yoklugunu nasil bir ideolojiyle bakisa dönüstürdügümüzü…..
kendimizi biraz daha parcalamak, koparmak, desmek, dagitmak, bozmak, cürütmek yapabilecegimiz/ ya da yapabildigimiz……
celismekten korkmamak…..
sorulari sorarken…..
demek ki ilkselden baslayan bir bakisi hayal etmek daha mümkün degil….
her zaman daha icinde oldugumuz aglarla kusatilmis durumdayiz…..
sevgiler.
yeni mekanin hayirli ugurlu olsun, blogcu.com dan oldum olasi haz etmemisimdir, sen de wordpress in rahatligini kesfetttin sanirim. boylesi cok daha şık olmus.
we are all volunteers
-Çelişmekten korkmayalım değil mi Sevgili Pass :) Kabullnelelim :D
-Sevgili Kacakkova, “ağdaki yem”in özgürlük tanımı aslında ilksel hakkındaki çıkışlarım. Ben ilkseli bulamadım. Ya da zaten bulmak diye birşey olmayacak zaten.
Teşekkürler.
-Teşekkürler Compir iyi dilekleirn ve beğenin için.
-Sevgili ZuLeyla, işte burada çook haklısın. Çelikşi daha buradan başlıyor. Bile isteye başlatıyoruz.
Çok özledim ben seni bir de…
Banu,
Sanırım aynı şeylerle boğuşuyoruz bugünlerde:)
Çizimlerin de her zamanki gibi, zeka ve estetik ahenkle dansediyor..
Beynine ve yüreğine sağlık…
sevgiler..
Teşekkürler tatlı Ece :)
Uğraşalım, hallederiz biz ;)
selam banu,
burda da okuyorum seni:))
güzelmiş…
sevgilerle
NE GÜZEL BENİ HATIRLAMAN YİNE :)
BİZDEN DE SEVGİLER…
I really like your post. Does it copyright protected?