Mess in Bag - Mess on Mind
Aslında neler olmasını isterdim çantamda kancası takıldı aklıma, söylemezsem rahat edemem;
Duvarlarına yazı yazılması serbest olan tüm evler;
Bütün rüzgar gülleri,
Bütün papatyalar,
Bütün kumdan kaleler,
Bütün çocuk rüyaları,
Anaokulundaki oyun hamurlu günlerim,
Yeni alınmış kitap kokuları,
Kullanılmış kitap kokuları,
Yerle henüz öpüşmemiş tüm kar taneleri,
Şizofrengi’nn bütün sayıları,
Denize inen yokuşlardaki tüm evler,
Doğu yakasının bütün kızılcık ağaçları ve tüm yanılsamalar için kızılcık şerbetleri,
Bütün Radiohead ve Tom Waits şarkıları,
Demetrio’nun kemanı,
G.D’annunzio’nun tüm karalama kağıtları,
Kalbimin içinin izdüşümü,
Uzaklarda kanal boyunca yürümelerin bilmediğim tadı,
İçimden şarkı söylemek geldiği her güneşli, her yağmurlu gün,
Tesla laboratuvarları,
Bütün silisyumları, germanyumları yerkürenin,
Lityumdan yapılan herşey,
Bütün asimptotlar,
Schrödinger’in zamandan bağımsız denklemi,
İki yakası bir araya gelmeyen şehir,
Dünyanın bütün adaları,
Bütün bulutlar,
İçinde kahve olan tüm konuşmalar,
Sayıları beklenen yerleşmeyi yapmayan saatler,
Sahilde sessiz kahvaltılar,
Bütün kısa deniz yolculukları,
Huzur,
Hilm,
Merhamet,
Direniş,
Yaslanılası omuz,
Şahit olduğum bütün ışık oyunları,
Bütün incir ağaçları,
Birkaç kedi yavrusu,
Slataper’in, Joyce’un, Rilke’nin davetini reddedemediği şehir,
Kitap aralarındaki kağıtlara sıkışan sayfalık günlükler,
Malagalı anılar,
Sevdiğim herkesin el yazısı,
İkinci el bir zaman makinası,
Bir çift şeffaf ergonomik kanat,
Kaf dağında dokunmuş rengarenk bir uçan halı,
Bir sürü boya kalemi…
Bunlar olmazsa çantamda, istemediklerim var sırada;
Şemsiyeler, doktorlar, biletlerin girmek zorunda kalacağı günler uğramasın ona…
Hep yağmurlar olsun…
Ah Ludmilla aklımı çantama dönerdin :)
O yüzden kalbin ancak izdüşümü girebildi içine. Aşkınsa içinde mi, dışına mı daha serbest olacağını hiç bilmiyorum.Ben zaten insan yarım mıdır, bütün müdür, parça mıdır çözemedim henüz…

Valla Banu ne diyeyim ki en farklı sobe oldu zannımca, çok da iyi oldu :D
Çantanda yok yok, çiçekli tokalar ve kolyelere takıldım ben en çok. Ve o çantaya nasıl sığdın hala hayretler içerisindeyim :)
Neler olmasını isterdinlerin hepsine katılmakla beraber(ne hoş yazmışsın) neler olmasını istemezdimin sadece şemsiyesine katılmıyorum. Yağmuru severim zira.
Son olarak sobeme yanıt verdiğin için teşekkür ederim. Farklı olacağını düşünmekte haklıymışım. ;)
Ludmilla,
Şemsiye istemeyişimin sebebi yağmuru sevmeyişim değil de, ıslanmayı sevişimden zaten.
Papatyamsı çiçekten her objeye obsesifce düşkünlüğüm var. Oradaki çiçekten kolye de bunu çok iyi bilenlerden hediye :)
Çantanın öyle boşken yassı gibi durduğuna bakma, yan kesiti içine hepsini aldırıyor, küp gibi birşey…
Asıl ben teşekkür ederim sana. Takipteyiz ;)
cemal süreya, “sapkam dolu cicekle” mi demisti….
sana da “cantan dolu cicekle” diyebiliriz herhalde artik…..
güzel bir doluluk….
—
Banu ekledi,
Teşekkürler Kaçakkova.
dün de benim koskoca çantamdan papatya şeklinde bir masa saati çıktı..ilaç gibi geldi.pek güzel oldu yeni evin yeni tuhafiye eşyaları üstünde.tanıdık tek yüzdü.tuhaf olmayan tek…oyh..hüsünlendim felan..
—
BANU EKLEDİ;
Ovv. Passive,
Senin de koca çantlaların var, anlarsın beni. Hem kırmızı çantana hastayım :)
Saat de mi oralara gitti? Asıl ben hüzünlendim şimdi. Havalanına gelemediğim günden daha kötü oldum hem de.
Bazı şeylerin yanında olması iyi olur belki. Ama arada çanta karıştırma saplantısı olan arkadaşlar, ve yankesicilere karşı güvenlik tedbiri olarak kalbinin içinin izdüşümünü, çocukluk rüyalarını, huzuru ve direnişi montunun iç cebine koymanı tavsiye ederim:)
–
Banu ekledi;
Çantam (Bir bakıma bohçam) patayacak kadar dolu olduğundan arkadaşlarım hiç içini karıştırmaya cesaret edemedi daha :) Ama bahsettiğin maddeler korunaklı olmalı, haklısın.
Yoksa huzur Jerry olur biz Tom :)
Ben o çantasını biliyorum Banu’nun. Bir kere içinden ince renk renk telefon kabloları olur ya onlardan bir tomar çıkarmıştı.
—
Banu ekledi;
Belki bakır tellere zaafım var, belki büyüyünce Zihni Sinir gibi olcam, belki çok konuşanların ağzını dikiyorum onlarla :) Belki Merkürlüyüm iletişim objelerine de obsesyonum var, belki onlarla maket yapıyorum, belki aniden kendime elektririk veresim gelcek onları prize takıcam :) Belki belki belki..
:)
Ben hep cantamda illegal asklar tasidim. Istemedim illegal olmalarini. Bir sabah kalktim baktim ki, darbe olmus, o zamandan beri dokundugum hersey illegal…Oyle bir canta ki her aksam bosaltirim, dolar sabah…Ne Sisyphus’um oysa ne de Prometheus.
—
Banu ekledi;
Teşekkürler E.G… Hüzünlü bir hitam oldu. Ama gerçek de öyle birşey zaten.
vaay. benim çantamdan farksızmış. huylu değişmez, bir öneri anlamsız, yine de aklında olsun, çantanın kaybolma olasılığına karşın ‘en sevdiğim’le başlayan şeylerin orada olmasının riski.
Tesla’nın laboratuarını ben de isterdim. sıkıldıkça girer minik bir yldırım alırdık üstümüze.
davedi reddedilemeyen bana hep üzgün şehir dedirten Trieste mi? ilginç, daha dün bir yerde geçti.
Saint,
Tesla’ya daha yakın bir konumda olduğun sezgisiyle seni rakip orlak gördüm bir an :D
Üzgün şehir Trieste’ydi evet. Ama işin zor olan kısmı, hayat şeridinin izdüşümünün bol Triestemsi oluşudur ki. Fizikçiysen Abdüsselam, deli bir yazarsan Joyce olasın gelir.