“ancak saatler sonra eskisi gibi duru ve keskin düşünebildim”

el_tunel

Yüzünün sevimli olmasına karşı sert birşey gizliyordu. Uzun kestane rengi saçları vardı. Yirmialtı yaşından daha büyük göstermemesine karşın onda yaşını aşan birşey vardı; çok şey yaşamış insanlara özgü o tipik hava.



Responses are currently closed, but you can trackback from your own site.

One Response to ““ancak saatler sonra eskisi gibi duru ve keskin düşünebildim””

  1. Banu diyor ki:

    Bu yazıya http://www.bagimsizdenklem.com‘da yapılmış yorumlar:

    1. Elestirel Gunluk diyor ki:
    18 Mart 2008, 08:05 tarihinde.

    Tesekurler! Bu sayede Ernesto Sabato’nun varligini ogrendim. Romanlarini okuyabilecegimi sanmiyorum ama, Nunca Más’a katkilari beni ona yakinlastirmaya yetti…Nunca Mas’dan etkilenip de yazdigi bir roman daha varmis. O da ilginc bir romana benziyor: Abaddón el Exterminador. 1974 (Andrew Hurley 1991′de Ingilizceye cevirmis: The angel of darkness.)
    2. Banu diyor ki:
    18 Mart 2008, 11:10 tarihinde.

    “Daha önce sergilenmiş olan bir sürü tabloya benzeyen ve eleştirmenlerin tahammül edilemez üsluplarıyla, sağlam, iyi inşa edilmiş olduğunu söyledikleri türden bir tablo. Bu şarlatanlar benim çalışmalarımda her zaman -entellektüel derinliği olan bir şey- bulmayı başarıyorlar; bense yalnızca yukarıda, solda açık duran bir pencerecikten küçük ve bulanık bir manzara görüyorum: Issız bir kumsal ve denize bakan bir kadın. Kadın denizden bir şey, belk bir soluk ve uzak bir çağrı bekliyor, bana kalırsa bu manzarada kesif ve sıkıntılı bir yalnızlık var.

    Kimse bu sahneye dikkat etmiyor, sanki süsleme amaçlı ikincil bir çalışmaymış gibi bakışlarını üzerinden geçiriveryorlar. Yalnızca tek bir kişi dışında kimse aslolanın bu sahne olduğunun ayırdına varmıyor… Genç bir kadın, tanımadığımız biri, birinci planda resmettiğim, oyun oynayan çocuğu izleyen kadına hiç aldırmadan küçük pencereden görünen manzaraya bakıyor ve bunu yaparken tüm dünyadan ayrıksı duruyor: Tablomun önünde duran, yorum yapan ya da önündne geçen inanların hiçbirinin ayırdına varmıyor.

    Tüm bu süre boyunca onu izledim. Ben bastırmam olası olmayan bir korkuyla ona seslenme isteği arasında bocalarken kalabalığın içinde kayboldu.

    Sergi kapanıncaya dek geleni geçeni kolayca seçmek için tablomun yakınında dikilerek onun dönmesini bekledim, ama gelmedi.

    Sonraki ayları yalnızca onu ve onu tekrar görebilme olasılığını düşünerek geçirdim ve açıkcası yalnızca onun için resim yaptım. Sanki pencerecikten görünen manzara büyüyor, büyüyor, tüm tuvalleri ve çalışmaları kaplıyordu.”

    Ernesto Sabato (Tünel)
    Ayrıntı Yayınları
    İspanyolcadan Çeviren: Pınar Savaş
    3. henn diyor ki:
    18 Mart 2008, 11:30 tarihinde.

    imza ters duruyo
    4. Banu diyor ki:
    18 Mart 2008, 11:50 tarihinde.

    Aynalı tablo o :P

    Faucault(*)’un kulağı çınlasın …

    (*) Kelimeler ve Şeyler
    5. passive diyor ki:
    18 Mart 2008, 18:26 tarihinde.

    ne kuram bilirim ne de fizik..bildiğim yalnız başka bir yer, başka bir zaman daha yok..ama yine de “her şeyimi al bir şansım olsun” diye inlemekten kendimi alamam..mümkünleri bilip mucizeye iman etmekten başka mutluluğum yok.
    6. Banu diyor ki:
    18 Mart 2008, 18:27 tarihinde.

    yutkunmak istiyorummmmm
    7. madafaka diyor ki:
    18 Mart 2008, 20:55 tarihinde.

    Normal yazı yazsan ya keşke.
    8. Sunny diyor ki:
    19 Mart 2008, 00:53 tarihinde.

    Ne güzel cümleler bunlar… Kitabın şurada okuduğum kadarından bile çok etkilendim…
    Bir de..
    passive in söyledikleri kesinlikle yutkunma hissi uyandırıyor insanda…
    9. Afaki diyor ki:
    19 Mart 2008, 14:25 tarihinde.

    Eğer bir hayvan olsaydım yazarın bu cümleleri karşında hissettiğimle vereceğim tepki “böğürerek koşmak” olurdu, ama maalesef insanım ve derin bir iç çekip pencereden dışarı bakmaktan başka bir şey gelmiyor elimden.
    10. kafcamus diyor ki:
    20 Mart 2008, 05:25 tarihinde.

    bu durumda bana bir şey demek düşer mi? düşmez. sabato’yu kamunun huzuruna da taşıdığınız için teşekkür edip, önümüzdeki maçlara bakalım…
    11. Banu diyor ki:
    20 Mart 2008, 10:48 tarihinde.

    Madakafa,
    Normal yazmak için önce iyileşeceğim, sonra kaçan harflerle okuyucunun gözlerini bozmaya çalışmaktan vazgeçeceğim ;)Elli iki kere inşallah :)

    Sunny,
    O halde ben bu kitaptan gönderirim ki sana.
    -Suda aksi var. yüzü görünmüyor, ben gülüyor diye düşünüyorum hep…-

    Afaki,
    Bu yorumun bana Oyumben’in yorumlarını hatırlattı. (http://oyumben.blogcu.com)
    Ben de Gabriel D’anunzio okuyunca iç geçirip pencereden bakıyorum hep. Ama insan olmasaydım yuvama saklanırdım, sanırım :)

    Kafcamus,
    Görevimizi eda ettik biz, teşekkürü borç biliriz. Ama şimdi gelecek maçlara bakma vakti elbette ;)
    12. kacakkova diyor ki:
    21 Mart 2008, 19:20 tarihinde.

    sabato….sabato!…sabato?…cik, bilemedim…..ama bilmek gerek anlasilan o ki…..
    13. Banu diyor ki:
    23 Mart 2008, 13:21 tarihinde.

    ben tanıştığıma memnun oldum sabato’yla ;)