Bohemya’da, Deniz kıyısında, Roman gibi Rüyamda…

Katedralde şarkı söyleyen çatlak kızın rolünü sevdim ben.

Odamın penceresi kilise bahçesine bakardı. O günleri hatırladım. Pazar günleri oraya gelenleri seyrederdim. Onlar beni farketmezlerdi ama kilise bekçisi hep görürdü onlara baktığımı. Belki de dili yoktu onun. Sadece kapıyı açıp bahçedeki yaprakları süpürüp geriye kalan zamanlarda öylece oturup duruyordu.

Filmi seyrederken nedense o pencere geldi aklıma.

Yağmur yağdığı günler o pencere önünde kayıt yapardık. Bekçinin kaldığı yerin çatısı aliminyumdandı, yağmurda nasıl da inlerdi. O sesleri bulup dinledim şimdi. Penceredeyim sandım.

Hülya’yla paylaşıyorduk o odayı. Sonra o Viyana’ya gitti. Dorian İzmir’deydi. Mehmet Hoca’ya daha benden sözetmemişti mesela. Hiçbirimiz daha üzülmemiştik.Ya da Şafak Hanım’ın muayenehanesinde ne dramatik konuşmalar yapacağını o da bilmiyordu. Lityum o sıralar sadece atom lablarında hızlandırıcıya bir tutam atılmışlığıyla anılıyordu. Ben dilini bilmediğim bir yerde beş parasız kaldığım 2003 senesini daha yaşamamıştım. Prizren’de her şey karışık diye haber geliyordu. Geceleri programa metin yazıyordum. Akşam vakitlerinde içim sıkılır demiş miydim? Tam o saatlerdeydi program.

Seninle daha hiç konuşmamıştık.

Benim aklımı Radiohead‘le, Bab-ı Ali Yokuşu’yla, Edinburgh bültenleriyle bozduğum yıl.

Hülya’nın herşeyden vazgeçip Viyana’da eve kapanmayı seçtiği yıl .

Ah Ingenborg sen gönlünü bir Viyana ezgisine vermiştin değil mi?

Kışa, bir Viyana ezgisine ve yaza
Haritalara, dağda bir yuvaya, bir kıyıya ve bir yatağa
diyordun.

Ben sana inanıyorum (*).

Kış Masalı (**)‘nda Şekspir yerden göğe haklıdır. Ahkam kesiciler, rüyalar, çanlar, bekçilerin gözleri, yağmurlar, mesafeler yalan söyler bazen.

Haritaya ne bakıyorsunuz? Bohemya‘nın denize kıyısı vardır!

BANU

(*) Bohemya Deniz Kiyisindadir

Burada evler yeşilse eger, girerim bir eve daha.
Sağlamsa köprüler burada, iyi basıyorum demektir.
Yitirilmişse sevme çabalari bütün zamanlar için,
Yeğlerim ben de burada yitirmeyi.
Ben olmasam bile, yine ben gibi biridir.

Buradan geçiyorsa yanımdan bir sözcüğün sırları,
bırakırım geçsin.
Bohemya deniz kıyısındaysa hala, yeniden denizlere
inanırım.
Ve hala inanıyorsam denize, o zaman karaya da
umut bağlarım.
Bu bensem eger, o zaman herkes de budur, biridir
ben gibi.
Artık hiçbir şey istemiyorum kendim için. Batmak
istiyorum.
Batmak;

yani denize, orada Bohemya’yı yeniden
buluyorum.
Sakin uyanıyorum batışın ardından.
Sil baştan yapıyorum şimdi ve yitik değilim.
Buraya gelin, Bohemyalilar, hepiniz, denizciler, liman
orospuları ve gemiler
demirsiz.

Siz Bohemyali olmak istemiyor musunuz,
İliryalilar, Veronalılar,
ve Venedikliler, hepiniz.

Oynayın güldüren komedileri.
Ve ağlanası olanlarını. Ve yanılın yüz kez, tıpkı
benim de yanıldıgım gibi,


Tıpkı Bohemya’nın da başardıgı ve güzel bir günde
denize bağışlanıp, şimdi kıyıda oluşu misali.


Ayrıca, bir sözcükle daha komşuyum ve bir başka ülkeyle,
Şimdi, az sayıda olsalar da, her şeye daha bir komşuyum,
bir Bohemyalı, bir serseri, hiçbir şeyi olmayan,
hiçbir şeyin de tutmadıgı biri,
yalnızca kavgalı denizden bakınca,

seçtiği ülkeyi görmeye
yetenekli biri.


Ingeborg Bachmann

(**) Haritaların denizden uzak olduğuna dair bir iddiası olmasına rağmen, Şekspir Bohemya’yı deniz kıyısında anlatır.



Both comments and pings are currently closed.

One Response to “Bohemya’da, Deniz kıyısında, Roman gibi Rüyamda…”

  1. Banu diyor ki:

    Bu yazıya http://www.bagimsizdenklem.com‘da yapılmış yorumlar:

    1. passive diyor ki:
    06 Şubat 2008, 15:59 tarihinde.

    o kiliseyi biliyorum sanırım…onun yanından geçip her sabah trene biner ağlamaya başlardım..ne günler ..sene belki 2bin belki 2bin1.rakamların canı cehenneme..ve bachmann..otuzuncu yaşla beni benden alan kadın..ve banu tabi..aynı yerlerde mi yürümüştük..aynı geçitlerden geçip biribirimizin adımları üstüne mi rastgelmişti adımlarımız..bilmiyoruz.ama elimizdeki veriler enteresan :)
    hele haremin bahçesindeki halimiz..
    2. Banu diyor ki:
    06 Şubat 2008, 16:34 tarihinde.

    O kilise bildiğin kilise, evet.
    Denize bağlanan yokuştan inip trene bindiğim günler, sen de aynı yollardan geçiyordun, bilmiyorduk.
    Karides kazanı olan pis bir lokantanın önünden geçip istasyona giriyordum.
    O sokakta sebebini bilmeden ağladığım da oldu çok.
    NG Caddesi. ÖMRÜMÜN DÜĞÜMÜ GİBİDİR ORASI!

    Haremin bahçesinden hiç sözetmeyelim :) Dil sussun, peçetler konuşsun.
    Buluşmalar çok güzel, bilerek bilmeyerek sevdiğim herşeyle…

    Hafıza ve koordinat hatası yapıp duruyorum bugün ama şu konuda cam gibi zihnim;

    Sene 2001 dedin ya,

    Bu satırları buraya eklemek zorunda bıraktın beni:

    “aradan yedi yıl geçtikten sonra,
    yeniden aklına geldi bütün bunlar,
    büyük kapının önündeki havuzda,
    bakma sakın çok derinlerine,
    gözlerini yitirebilirsin!”

    ingeborg bachmann
    3. serefraz diyor ki:
    06 Şubat 2008, 17:11 tarihinde.

    ne tuhaftır aynı film bana da
    şu şarkıyı aa neydi ya şimdi aklımdaydı bak şimdi de dilimiz ucunda
    neyse hatırlarım elbet
    4. passive diyor ki:
    06 Şubat 2008, 19:03 tarihinde.

    bu filmi biz de dün ablamla izledik.yeni farkettim ayol ondan bahsettiğini..ablam da gerçek olan ablam hani odayı abidik gubidik psikanalist feylesofların kitaplarıyla dolduran..:D
    5. Banu diyor ki:
    06 Şubat 2008, 20:41 tarihinde.

    ****Caanım passivaanım;

    İzledikten sonra bir de filmden diyaloglar dolandı dilime.

    primer:

    romeo: şiirle ilgin var mı?
    iris: neden?
    romeo: bilmem gerek…

    seconder:

    Brüksel küllerin içinde tutkuyu saklayan bir şehirdir.

    ****Silbaştanaanım,

    O filmde “ne me quitte pas” ve “singing in the rain” şarkıları geliyor aklıma benim. Size gelen çağrışımsal mı, içinden mi :)

    Hah bir de nerveus var.

    “Nerveus. As a girl can do”. -Bunu melodisiyle söylüyorum- ihih.

    Bu arada güldüğüme felan hiç bakmayın. Öyle aklım karışık ki, bugünün geri kalanına yapabileceğim her türlü gafı sığdırabilirim.
    6. serefraz diyor ki:
    06 Şubat 2008, 21:55 tarihinde.

    heh “ne me quitte pas” tı
    hay ömrünüze bereket, bağımsız denklemciiim ;)

    efendim filmden tabi ki de,
    nerde bizde öyle içten gelen sesler,hisler.

    *bu arada çok iyi mırıldandınızı söylemeden edemiycem.
    7. Banu diyor ki:
    06 Şubat 2008, 22:33 tarihinde.

    sağolunuz silbaştancım :)
    tek gözümü kısıp jackeline taklidi bile yapabilirim uğraşırsam hem :D