il trionfo della morte

holy hole“İşte canlı bir insanım, nefes alıyorum.

Hayatımın öz maddesi ne?

Hangi güçlerin, hangi kuralların hükmü altında?

Ben kendimin değilim, ben kendi elimin altından bile sıyrılıp kaçıyorum.

Durmadan çalkalanan , tehlikeli bir yüzey üzerinde durmaya zorlanan br kişi, nereye basarsa bassın, nasıl kendini sürekli olarak destekten yoksun duyarsa benim varlığımı duyuşum da bu adamın durumundan pek farklı değil.

Sürekli bir korku içinde kıvranıyorum ama daha bu korkunun da ne olduğunu pek iyi bilemiyorum.

Yakından izlenen bir kaçağın korkusu mu, izleyip de asla amacına ulaşamayan bir kimsenin kaygısı mı? İyice kestiremiyorum.

Hem o, hem bu belki de…”



Both comments and pings are currently closed.

One Response to “il trionfo della morte”

  1. Banu diyor ki:

    Bu yazı için http://www.bagimsizdenklem.com‘da yapılmış yorumlar:

    1. pass diyor ki:
    26 Kasım 2007, 09:42 tarihinde.

    tut kendini sonra bırak beni boşluğa
    2. Elestirel Gunluk diyor ki:
    26 Kasım 2007, 17:17 tarihinde.
    hayati korkularimiz belirliyor nerdeyse. Her korku bir kat duvar oruyor hucremize. Hucrelerimiz kuculuyor. Tecrit…Korkarim dusmek bile mumkun olmayacak…
    3. kacakkova diyor ki:
    26 Kasım 2007, 17:32 tarihinde.

    yazinin sonunda aklima, nietzsche”nin, “bizi görünmeyen eller büker ve ezer” dedigi tuhaf sözü geldi….
    4. Elestirel Gunluk diyor ki:
    27 Kasım 2007, 16:32 tarihinde.

    Sayfayi her ziyaretimde icimi sizlatan bir sey var. Ayak ve el bileklerindeki kirmizi sargilar… Soylemesem ihanet etmis sayacaktim kendimi.
    5. Banu diyor ki:
    28 Kasım 2007, 08:02 tarihinde.

    ***Olmaz Passive, dalınç düşkününün kendisini tutması kolay mıdır ki?

    Beraber düşsek? Ya da düşlere son vermenin yolu düşmektir deyip de uçurumdan atlayan Giorgio gibi İppolita’yı da uçuruma çekivermekse bu, olur o zaman…

    (Giorgio ve İppolita il trionfo della mortenin Roma’yı ölmekten başka bir şeyin yapılamayacağı bir yer olarak düşünen iki kahramanı…)

    ***Kaçakkova,bakınız yine aynı kitaptan bir alıntı;
    “Ben çalkalanan suyun her hareketinde değişik bir şekil alan yarı boş bir kese gibi, ortada kalıyorum.”

    Ve zaten finalde yazarın zerdüştlük düşü üebermensch’e bağlanıyor.

    *** Eleştirel Günlük,
    Zaten bu dalgalı yüzeye mahkumluk hissi en dayanılmaz olanı.Ne battığımız ne çıktığımız belli oluyor.

    Ve kırmızı sargılar aslında burada söylemek istediklerimin ta kendisi.

    İsteyen bunu bir çeşit intihar görsün, isteyen asılı olduğu zembilden kopmuşluk görsün, isteyen damarlarının içindekiyle sargıları boyadığını düşünsün, ya da renginden canımın yandığını hissetsin. Hiç biri yanlış olmayacak…
    6. Elestirel Gunluk diyor ki:
    29 Kasım 2007, 04:55 tarihinde.

    Sargilar bagi da olabilir kisinin hayata… Direnci…Belki de pasif-agresive ofkesi…
    7. Banu diyor ki:
    29 Kasım 2007, 14:13 tarihinde.

    Ve evrilme mecalini yakalarsa rengi derinleşip ateş bile alır…
    8. senfoni diyor ki:
    01 Aralık 2007, 19:38 tarihinde.

    o korku beni de mahvediyor…
    korkuyla kendimi yitiriyorum.
    sonra hiç bişi olmuyor.
    bu da canımı sıkıyor…
    çok şükür feylosof korkularım yok.
    Allah var! sorun yok.
    selamlar…
    ben burayı çok seviyorum.