Blogosfer Söyleşisi İlanı
Rodin‘in L’Art‘da yıllar önce söylediği cümle “Doğru olan sanatçıdır, yalancı olan fotoğraf, gerçeklikte zaman durmaz.” ile edinilen çağrışımlarla Görünür ve Görünmez dizisinin ve resmin tenselliği bahsinin devamı olacak.
Bir ay Tr dışına bile isteye çıkmak planında olduğumdan sıkışıklıkları kolaylama esnasında blogosfer sakinleri tarafından topu hala elimde tuttuğum için sıkıştırılmaktayım. Esir sanılan boşluğumsuda kapladığımız yerle yetinmeyip bir de burada varolmamızın gereği random ya da kontrollü gelen sorumlulukların farkındalığını bilmezsem algının farkındalığı kavramı üzerine planladığım dizimin de bir anlamı olmayacak.
İş bu sebepten Blogosfer Ropörtajları silsilesinde bize gelen pası elbette ki füme boyalı duvarları olan bir eve atmayı geçirdik aklımızdan. Öyle ki önerisi olanları merak eylediğimizden bahsettiğimiz yoruma gelen geri dönüşlerde bir kısmı bu evi gösterdi. Zira çokca kişi yıldızların içine devrilmiş kar lekesi ve sarhoş köprülerin orada -kalbin içinde- birbirleriyle karşılaşan binlerce çirkin dikişinin ne demek olduğunu, no bellek-no cry bakış açısının tafsilatını ve kimlerin vaşinton metro girişinde selpak satması gerektiğini merak etmekteydi.
Ama bulunduğumuz coğrafyanın geleneklerinde perdesi kapalı evin kapısını tıklatmayıp, ev sahibinin yönetmeliği uyarınca acil durumlar için balyozu cebimizde saklamakta ve ses etmemekteyiz.
Frimus Bey‘in bu maceraya hepimizi birden çekmesi gereği bu nezaret sorgusuna çarptırılmasıa artık resmen hükmetmiş durumdayız. Blogosfer adlî makamları önceden aynı jurnal dalgasında faillik etmiş olmasının onu muaf etmeyeceğine karar verdi.
Kendileri Riverside Konseri’nde canlı ropörtaj komplosuna maruz kalmaktan kılpayı kurtulmuş olsalar da, sorularım ve isteyenlerin sorularıyla bu mekanda dört vakte kadar sıkıştırılacaklardır.
Selam verdiğine borçlu çıktığı anlarda komşu olmayı tercih etmeye kalksa da, sabah komşusuna da ekmek alan Birge gibi cici komşu olmadığından füme ev öğetileri x maddesi gereğince şu paragrafı hatırlatıyoruz kendisine(*).
Zira halk F.C‘den Palanhuik külliyatından bahsetmesini, cinnetin fotoromanını çektikleri bir ekibi olduğu iddialarına açıklık getirmesini, terkedilmş evleri parça pinçik etmenin felsefik altyapısını anlatmasını ve 1938′de Katalonya’da doğmuş olmayı isteyip istemediğini merak etmekte ve tabii ki meşhur şapkasını artık halka paylaşmasını beklemektedir.
“-Gel Frimus Blogosfer Cafe’de bi’ kahvelik konuşalım” desem,
-Yok sağol, ben o işi gördüm. Dayak atsam ben sana?”
demesinden endişe etsem de makberini bulmuş ruhu uyandırmak şeklinde baktıysa işimize, bu tepkiyi de çok görmemek gerektiği düşüncesi ve gazeteciliğe fanzincilikten gelmişliğimin verdiği gözükaralıkla bismillah dedim.
Soracak soru bulamazsam ona bi’ ütopyası bile olmadığını hatırlatıp heteretopik işkence yaparım ;) Yalnız Ursula ablamız yeni bir kitap icra edebilir bu ikircikli sorunsaldan ilham alıp. Hayırlı da bir işe vesile olmuş oluruz. Zira Ankara’nın sert soğukları başladığında en iyi ısıtma sistemi olan kitabevi İmge’ye tir tir tirreyerek girdiğimde arka kapağıyla müşerref olduğum ondan beklenmeyecek derecede hiç fantastik kitabında;
“…Dahası da var elbet. Ama bu konuda anlatmak istediklerimin hepsi bu kadar sanırım. “Dahası” dediğim, bundan sonra olup bitenler, olup duranlar… ” sözlerini taktir ettim. Programlamada loopun hikmeti başlıklı bir post geçti hemen şimdi aklımdan.
Frimus‘a ve kurukafadan arınmış sitesine 52 kere maşallah diyerekten pası atmışlığın rahatlığıyla, sizi arkanıza yaslanmaya davet ediyorum… Çünkü bu şarkı benim gözmde bir sarsıntıya eş değer sonsuz küçük ötelemeden ibaret bir simetri dönüşümüne denk geliyor.
“yok zaten başka bir şey yok
yalan ne biliyorsak
iliğine
kemiğine kadar yalan”
Banu
(*)ev alma karavan al
“…üç kuruşa rezil işlerde çalışıp bu bulaşık suyu medeniyetini inşaa eden, geceleri de betondan birer deliğe girip sabahı bekleyen bu kafası güzel insanlarla en fazla çiflik çuprası yapıp bahçede,
yanına da bi ufak açabilirsin.çünkü sen de onlar gibisin,ne yaptığını bilmiyorsun…” darmaduman

