Archive for the Bâd-ı Hevâ Category

Hemen her zaman kendi mutsuzluğumuzu kendi elimizle hazırlarız

Posted in Bâd-ı Hevâ | No Comments »

 

 

 

  Aklımızdan ona “güzellik” vermeyi düşünmüş olmamız yeterli.

 

  O bir köyse hemen ona sisli dağlar, kar kremalı karaçamlar, gürül gürül dereler bağışlarız.

 

  Bir şehirse ışıklar, şarkılar, serin gündoğumları, kızıl akşamlar, tüm sırları sadakatle saklamaya hazır  dingin bir deniz  veririz. Dostlarla doyumsuz sohbetler serperiz özenle tüm gecelerinden tüm sabahlarına kadar.

 

  Hüzünse “Uzun yürüyüşleri ve yolları olmalı bu hayalin” deriz.

 

  Bir anıysa kutsallaştırırız.

 

  Bir sevgiliyse orada bir yerlerde yağmur yağdırasımız gelir.

 

  Genç bir adama vereceksek bu sıfatı, gururu ve kuşkusu iyiliğinin önüne geçse bile ona kimsede olmayacak olan üstünlükler yükleriz.

 

  Bir kadınsa, ona yakışmayacak kabalıktaki kusurları dahi güzelliğinin örttüğüne inanırız. "Elinde değil demek ki" deriz.

 

  Daha çok böyle…

 

  Bir kendimize karşı acımasızız.

 

  Kaygımızı da korkumuzu da tüm çıplaklığıyla daha ilk seferde kabullenir, yenilgi mektubuna hiç düşünmeden kabul mührümüzü basarız.

 

  Tam burada bunu üstünlüklerinden yapanlar  ve gerçek kaybedenler olarak ikiye ayrılırız.

It Makes My Flesh Creep

Posted in Apokalipya, Bâd-ı Hevâ, CurnalAtopya | No Comments »

Ben insanoğlunun kaçınılmaz olarak kendine karşı olduğuna inanıyorum.

İnsanlar tanrıya inanmayıp safça birbirlerine inanıp -  tanrılık bahşedip - birbirlerine sonsuz özgürlükleri olduğunu bilmeden söylerler ve sonra  o tanrı yaptıklarının hükümranlığına hayret ederler.

O kafesinden kendi çıkmadı ki? Sen yarattın. İçinde olduğun kıvrandıran cehennemi ellerinle, özenerek kurdun.

Tanrı dediğin özgürlüğün sahibi. Onunsun artık. Sok sokabilirsen  kafese geri.

serap olsun cevap, bilmeyene hitap

Posted in Apokalipya, Bâd-ı Hevâ, CurnalAtopya | 3 Comments »

“Gerçek” girsin diye açılan pencere - sorulan bir soru ya da suskun geçen bir kaç dakika diyebiliriz bu pencereye- o kadar boyumuzdan yüksekte, o kadar küçük, parmaklıkları öyle sıkı bir pencere ki; aradığımız “gerçek” doğrudan gelse ve  sadece bir zerresini parmaklıktan geçirmek istese, onu da kendi rengine boyayıp kandıracağından korktuğum bir mahzende kaldığımızı sanıyorum geçici ama uzun dakikalarda burada.

Ne sorulan sorunun, ne verilecek cevabın bir hükmü kalıyor aramızda. Önce bir iman etmek lazım. Neye, ne ad verdiğimizi oturtmanın gereğine elifi elifine tam inanmak lazım ki , gerçeğin gerçekliğinin bizim için ne demek olduğunu görelim. Yoksa bu güneş almaz mahzenin yanında gerçeğin gerçekliği öyle zahir oluyor ki, zuhurundan gaip kalıyor.

“this something better not to be”

Posted in Apokalipya, Bâd-ı Hevâ | No Comments »

Tam bu merdivenlerde başka bir yerde yakalayamayacağım, arasam bulamayacağım mucizemsi bir şeyleri, kendimle ya da herhangi bir şeyle ilgili ipuçlarını keşfedecekmişim, farketmediğim ama aslında varolan bir problemi ve onun çözümünü saniyelik bir farkedişle hayrete düşe düşe bulacakmışım gibi geliyor.

Her seferinde hiç aksamadan, hep burada bu böyle oluyor. Aynı yerde heyecanlanıp hep bunu düşünüyorum.

Basamaklar biter bitmez az önce aniden parlayıveren yol gösterme kandili haber vermeden sönüyor. Daha bir kaç nefes alma öncesi duyumları açıldığına, zihni keskinleştiğine, oltanın hareketini hissettiğine inanan ben değilmişim gibi  vurdumduymaz  hale hızla yeniden gömülüp hemen solda bana ayrılan odaya ayaklarımı sürerek giriyorum.

Bu durumda aradığımı hayal ettiğim, aslında  var olduğunu uydurduğum şifreyi bulamamış oluyorum ve vakit kaybetmeden bunu hatırlamamak için hemen uyuyorum.

Hem Uzamsal Hem Zamansal Geriye Dönüşler

Posted in Apokalipya, Bâd-ı Hevâ, CurnalAtopya, KreAtopya, PlAtopya, Quanta | 3 Comments »



/Nasıl oluyor da şimdi beni bir yerde sırf ben olduğum için isteyeceklerini düşünebiliyorum?/

These are like glass

Posted in Apokalipya, Bâd-ı Hevâ, KreAtopya, Mimento Mono, PlAtopya | 1 Comment »

zbjperqw2pmy0dh9dukofjooo1_500

Sometimes it’s better to leave them broken

than try to hurt yourself putting it back together.

Yörüngede Kilitli

Posted in Apokalipya, Bâd-ı Hevâ, KreAtopya | 2 Comments »

Yörünge

Kendinden kaçmak için seçtiğin yer

Yok saydığın diğer yarınla koşuya başladığın nokta aslında.

Kendinden kaçarken kendini bulanların yörüngeleri hep aynı.

Atlayıvereyim aşağıya diyen yok hiç

İkilliğin sebebini bir bilenin olmadığı gibi…

Bilgi Terimleri ve Cinsiyet Farklılığı Kolokyumu’ndan…

Posted in Bâd-ı Hevâ, KreAtopya | 3 Comments »

Cinsiyetler ve Felsefe


Sistematik istenç olarak felsefenin, cinsiyet farklılığı davasını düşünerek kurulduğu ileri sürülmüştür. “Kadın” sözcüğünün Platon’dan Nietzsche’ye dek - bu ikisi de dahi olmak üzere - kavram halini alabilmesinin, bu istencin en ısrarlı tarafları sayeside olmadığı doğrudur. Belki de bu sözcüğün böyle bir yönelimi yoktur. İyi ama, türeyimsel göndermesinden azledilmiş ve cinselliğe iade edilmiş olan “erkek” sözcüğü daha mı iyi muamele görmüştür? Felsefenin, cinsiyet farkını gerçekten de farksızlaştırdığı sonucuna mı varmalıyız? Hiç sanmıyorum. Aklın kurnazlığından daha ustalıklı olduğundan kuşku duymayacağımız böylesi bir farklılığın kurnazlığının, ne “kadın sözcüğünün ne de “erkek” sözcüğünün öne çıkarılmamasına gayet iyi uyum sağladığı dikkate alınırsa, tersini kanıtlayan fazlasıyla işaret olduğunu görürüz. Bunun nedeni, muhtemelen, Jean Genet’in ırklarla ilgili söylediği şeyi cinsiyetlere taşımanın felsefi olarak kabul edilebilir olmasıdır. Genet, bir zencinin ne olduğunu sorduklarında şunları ekliyordu: ” Öncelikle, ne renktir?” Bir erkeğin ya da bir kadının ne olduğunu sorduğumuzda da, “Öncelikle, cinsiyet nedir?” diye eklemek haklı bir felsefi ihtiyat olur. Çünkü, ilk karanlık noktanın cinsiyet sorusu olduğu; farklılığın, ancak içinde çalıştığı kimliğin / özdeşliğin saptanması yönündeki çaba pahasına düşünülebilir olduğu kabul edilecektir.

Alain Badiou  -  Sonsuz Düşünce

“we cover distance but not together”

Posted in Apokalipya, Bâd-ı Hevâ, KreAtopya | 1 Comment »

distance

Hayalgücü üzerine yemin ederiz ki

Posted in Apokalipya, BibliyAtopya, Bâd-ı Hevâ, CurnalAtopya, KreAtopya, Mimento Mono, Musica, PlAtopya, Quanta | No Comments »

literadjure

Edebiyatın sunduğu çeşitli hazlar arasından


en büyüğü de uydurmaktır.


Ficciones / Borges