Archive for the PlAtopya Category

Hem Uzamsal Hem Zamansal Geriye Dönüşler

Posted in Apokalipya, Bâd-ı Hevâ, CurnalAtopya, KreAtopya, PlAtopya, Quanta | 3 Comments »



/Nasıl oluyor da şimdi beni bir yerde sırf ben olduğum için isteyeceklerini düşünebiliyorum?/

These are like glass

Posted in Apokalipya, Bâd-ı Hevâ, KreAtopya, Mimento Mono, PlAtopya | 1 Comment »

zbjperqw2pmy0dh9dukofjooo1_500

Sometimes it’s better to leave them broken

than try to hurt yourself putting it back together.

Hayalgücü üzerine yemin ederiz ki

Posted in Apokalipya, BibliyAtopya, Bâd-ı Hevâ, CurnalAtopya, KreAtopya, Mimento Mono, Musica, PlAtopya, Quanta | No Comments »

literadjure

Edebiyatın sunduğu çeşitli hazlar arasından


en büyüğü de uydurmaktır.


Ficciones / Borges


“İki Dirhem Bir Çekirdek”le Bir Dolap İki Çevirme

Posted in BibliyAtopya, Bâd-ı Hevâ, KreAtopya, PlAtopya | 2 Comments »

taht-i_revan

Konak dolapları (1) sadece tas tas yemek yerleştirip diğer yana çevirmek için yapılmış olmamalı. Bulgurlu’ya gelin taşıyan atlar da hiç heyecanlı değildi kesin (2).

Şimdi ben gönlümden geçen bulutları çizsem de koysam dolap rafına; haremlikten selamlığa çevirsem sana, aç kalıp ölmezsin ya.

Bilirsin, bildiğini bildirmezsin olur biter.

Hem her hüküm vericinin tepesinde bir kılıç (3) düştü düşecek bekler durur da saltanatı işkenceye çevirir ya, biz bu tehlikelerden bin arpa boyu uzağız. Abasını dolabı geçenler yakar (4), kılıç dolabı aşanın boynunu öper.

Dolaplar çevirmedim, dolabı sana çevirdim.

Sen Bağdat’sın ben Bağdat’ım, dolapsa Ane Geçidi (5).

(1) Haremlikten selamlığa eski evlerde yemek göndermek için raflı dolaplar bulunurdu.

(2) Bulgurlu’nun, zamanında öyle gözde bir yer olduğu anlatılıyor ki; oraya gelin vermenin masallardan masal doğurmak gibi olduğunu, arabacısından atına herkes görevini kutsal bildiğini söylerler.

(3) Demokles’e Kral Diyonisos bir günlük tahtını bıraktı ve tahtın üstüne bir at kılına bağladığı kılıcı yerleştirtti. Hükmetmenin sanıldığı kadar rahat olmadığını, bunun her an “kılıç başa düştü düşecek” endişesini taşımaya eş olduğunu göstermek istedi. Bu deyim, büyük görevlerin sıkıntı ve tehlikeyi de barındırdığını anlatmak için kullanılır.

(4) Dervişler soğuk mevsimde tasarruf olsun diye abalarını giyinip dergah avlusundaki ateşte ısınarken, dalgınlıktan ya da şevkten içlerinen abasını ateşe kaptıranların sayısının hiç de az olmadığı söylenir.

(5) “Ana gibi yâr Bağdat gibi diyâr olmaz” sözünün aslı “Ane gibi yar (sarp uçurum),  Bağdat gibi diyâr olmaz”dır.  Ane Bağdat’a yakın bir geçittir.

vulnerable

Posted in Apokalipya, Bâd-ı Hevâ, PlAtopya | Comments Off

hayatında sadece bir kere ummaya yer açan, üzülerek bunu şimdiye kadar yapmamakla iyi etmişim demek durumdadır. çünkü zamanla, kalakalmayı sandığından daha acı verici bulacaktır ve işin kötüsü ortada birlikte çizilmiş ne bir pirinç tarlası ideası, ne  yaslanılacak bir omuz vardır.

hem zaten hayatın adil olduğuna iman edenler ciddi bir umma hummasına tutulmuş olmalılar.

banu

Marakeş’te Vakfe, Lucca’da Sebat

Posted in Apokalipya, Bâd-ı Hevâ, CurnalAtopya, PlAtopya | 1 Comment »

Haftasonları Lucca’ya geçtiğimi, sur üstündeki çimlerde bağdaş kurup bilgisayardan futbol oynadığımı, Marakeş’ten aldığım baharatlarla prima piatto niyetine bir tagliatelle yaptığımı, bir anne poğaçasının yendikçe çoğaldığını, seninle Ankara’da kar yağınca güzelleşen parktan geçerek uzun uzun yürüdüğümüzü, yürürken de senin gördüğün şehirleri bana anlattığını tüm yol boyunca hayal edebilirim.



recursive swingings

Posted in Apokalipya, Bâd-ı Hevâ, CurnalAtopya, PlAtopya | 1 Comment »

updownfairy

eynbrun dinlemiştir. bu yüzden aklındaki girişim desenlerini göz kapağını perde yaparak yansıtmaktadır.

parlak renkleri seyredince takıntıların aşılacağına inanan bir grup psikiyatr ayin yapmaktadır.

ceymi arada sırada tepkimeye grip çıkmaktadır.

işe gidilmeyip yine telefonlar açılmamıştır. filmde yazar olan bir adamla au reovior demekten hoşlanan bir kız vardır.

ama ters olan kızın gülmesinin güzel oluşudur.

bi’ kere adamın güzel gülmesi gerek. onu yanlış yapmışlar.

bak işte yine oldu.

ben aralara giren dağlar, denizler erisin, bir sürü arkadaşım olsun, hakimler son imzayı atınca cihangirde kutlamalar yapılsın istiyorum.

bu taymlaynda freymlerin kesin sırası karışmış.

o yüzden ben bir ileri, bir geri kaçırıyorum aklımı.

banu

it’s the timeline charm, stupid!

Posted in Apokalipya, BibliyAtopya, Bâd-ı Hevâ, CurnalAtopya, KreAtopya, PlAtopya | 1 Comment »

red sleep to you

old bull and bush‘daki kalabalık akşam yemeğinde de buna benzer efsaneler dinlemişti. kenwood sincapları ve kuvantum fizikçilerinin özverilerine dair bir yığın saçmalık… bu kez de burada yol boyunca dinledi, yeter artık. evinde caanım geomagiyle oynasaydı ya bunlarla vakit öldürene kadar.

soldaki kemerli kapıdan geçerken saatten dökülen rakamlara baktı.

ŞİMDİKİ ZAMANA, ORTAYA ÇIKIŞINDA BİLE, BİRBİRİYLE BAKIŞIMLI İKİ AYRI FIŞKIRMA EŞLİK EDER: BUNLARDAN BİRİ GEÇMİŞE DOĞRU DÖKÜLÜR, ÖTEKİYSE GELECEĞE DOĞRU ATILIR” yazıyordu dün ithaki kitaplarından birinde.

bunları düşünecek halde değildi şimdi. “keşke inansaydı bana” dedi yine.

üşüyeceğini bile bile üzerine birşey almadı. kırmızı kanepeye başını yaslayıp gözlerini kapadı. bu biraz da kapıların kapanışı olmalıydı geçmişin duvarları döven tazyikine. ya da oyunun son perdesiydi. ya da kefeniydi inanmakla ilgili çok şeyin. biraz da söndürmekti. ama artık saklamak değildi.

sonra kızkardeşi kabareden emekli şair ikindi ışığını bahane edip odaya girdi,
kırmızı koltukta uyuyanın saçlarını kulaklarının üzerinden yavaşça çekip elçice fısıldadı,

hadi çok üşüyelim
çok konuşalım bizi
yalnızca ruhlarımızın terk ettiğine
konuşarak katlanalım

şüphesiz henry lee benim için bir mayındı

Posted in Bâd-ı Hevâ, Musica, PlAtopya | 1 Comment »

korktum, söyleyemedim

söylesem sırtımdaki yük sonsuz küçük parçaya ayrılır göğe karışırdı

tüm yorgunlukları unuturdum geçmişin ruhuma bıraktığı izler dahil

And the wind did howl and the wind did blow
La la la la la
La la la la lee
A little bird lit down on Henry Lee

Boş Kümeye Andolsun

Posted in Apokalipya, BibliyAtopya, Bâd-ı Hevâ, CurnalAtopya, KreAtopya, Musica, PlAtopya, Quanta | 1 Comment »

misery_of_holes_and_minds

And her black and pink heavy wings
remember when we found misery
We watched her, watched her spread her wings
And slowly, slowly fly around our room
And she asked for your gentle mind

Ve karanlıkta dansedenler için…

Tom Yorke & Björk’ten Dancer in the Dark ve arkasından Blonde Redhead’den Melody dinlenmeli tam burada…