Archive for Haziran, 2007

s.o.s

Posted in Bâd-ı Hevâ | Yorumlar Kapalı

فدعا ربه انى مغلوب فانتصر

Ayna

Posted in Bâd-ı Hevâ, BibliyAtopya, CurnalAtopya, KreAtopya | Yorumlar Kapalı


” Aynaların dünyası ile insanların dünyasının birbirlerinden ayrı, bölünmüş olmadığı bir çağda, bir gece, ayna halkı dünyayı işgal eder. Çıkan savaşın sonunda, Sarı Sultan’ın büyü gücü sayesinde ayna halkı alt edilir. Sarı Sultan, işgalcileri aynalara hapsedip, bundan böyle insanların hareketlerini taklit etmekle cezalandırır. Artık ayna halkı, insanların kölesi, yansımalardır. Ama bir gün gelecek, büyü bozulup, ayna halkı da özgürlüğüne kavuşacaktır” (*)

(*) Gerçeklik kavramının bilinen sınırlarını esneten Borges’in bir hikayesi

Essai sur les Phenomenes Extremes

Posted in Apokalipya, Bâd-ı Hevâ, BibliyAtopya, CurnalAtopya | Yorumlar Kapalı

Eskiden yolculuk yapmak, bir yerde olmanın ya da hiçbir yerde olmamanın yoluydu. Bugün, bir yerde olma duygusunu hissetmenin tek yoludur. Kendi evimde, her türlü enformasyonla bir yığın ekranla çevrelenmiş olarak, hiçbir yerde değilim artık.

.


KÖTÜLÜĞÜN ŞEFFAFLIĞI

-La Transparance du Mal-

Jean BAUDRILLARD

Değirmenci Kadın

Posted in Apokalipya, Bâd-ı Hevâ, BibliyAtopya, CurnalAtopya | Yorumlar Kapalı

kevserbanu_molulin.jpg

DEĞİRMENCİ MİYİM, NOTER Mİ?

” si batte nel mio cuore, l’inchistro ela farina”


KALBİMDE MÜREKKEP VE UN SAVAŞ HALİNDELER!


“Armance” Stendhal

UYKU

Posted in Bâd-ı Hevâ, BibliyAtopya, Mimento Mono | Yorumlar Kapalı

Sağaltıcı önlemler midir uykular? En incitici anıların, hayatı sonsuzca sakatlayabilecek olayların şiddetlerini törpüleyen ve bunların en çirkin, en alçakça olanlarını bile bir ışıltıyla, akkorlukla yaldızlayan kara bir kanatça silinip süpürüldükleri esrimeler midirler?

Karmaşası bizi paramparça etmesin diye ara sıra ölümün parmağı hayatın üstüne mi uzanmalıdır? Ölümü hergün ufak dozlarda almazsak yaşama gaileisnin altından kalkamayacak biçimde mi yaratılmışızdır?

.


“Orlando”

Hayyam

Posted in Bâd-ı Hevâ, BibliyAtopya | Yorumlar Kapalı

Ben olmayınca bu güller, bu serviler yok.
Kızıl dudaklar, mis kokulu şaraplar yok.
Sabahlar, akşamlar, sevinçler tasalar yok.
Ben düşündükçe var dünya, ben yok o da yok.