Ağu
Dehasını Dile Katanlar Etkirler
Posted in Apokalipya, BibliyAtopya, Bâd-ı Hevâ, CurnalAtopya, KreAtopya | Comments Off
Banu: -Büyük kırılma noktaları tarihin büyük yazarlarının yaşadığı dönemlerdir aslında.
Ayça: -Ne demek şimdi bu, Banu?
Banu: -Etkiler.
Ayça: -Etkiler elbette. Edebiyat da dönemden etkilenmez mi?
Banu: -Öyle ama benim anlatmak istediğim başka. Büyük yöneticileri büyük yapan kaynak da dönemim edebiyat büyükleridir bence.
Ayça: -:D Nereden çıktı bu şimdi Banu?
Banu: -Dönemlerin edebiyat ehlinin geliştirdiği söylem herkese etkiyor. Her cinse, yöne iciye, değişime… Büyük yazarların duyuş, düşünüş, algılayış, görüş biçimleri herkesin biçimi oluveriyor.
Ayça: -Hmm… Etkileniyoruz, diyorsun.
Banu: -Kesinlikle öyle diyorum. Dönemde bir dil dehası varsa etkiler.
Ayça: -Dehasının ona yazdırdıkları mı bunu yapar?
Banu: -Hayır Ayça “dille” yapar. Dilden bahsediyorum aslında ben.
Ayça: -Dili iyi bilen adam büyük yazardır mı diyorsun?
Banu: -Sadece dili bilmek değil. Büyük yazarlar dillerine hakimdirler. Onu sindimeyi, en doğru kullanmayı, en iyi ifadeyi söylemeyi keşfetmişlerdir, dili bizzat geliştiren işçi konumundadırlar.
Dil dehasıyla büyük adam dehası birleşiyorsa sorunun cevabı; evet.
Ayça: -Condillac gibi.
Banu: -Tam olarak öyle düşünüyorum çünkü. Onun latinceden fransızcaya doğru değişen dile dair yazıları olduğunu biliyorum.
Ayça: -Ama dillern kıyaslanması doğru değil.
Banu: -Ah Ayça o yazıları okuyup da bu cümleyi kurduğunu söyleme sakın. Burada kıyasın adı hiç geçmez. Kıyastan değil değişim sürecinden bahsediyoruz. Ki bahsi geçmese de dillerin kıyası anlamsız bir tartışmanın ortasında bulduruverir bizi. Dili kullananların yaşadığı coğrafya farkı bile onları kıyaslamanın yersizliğini kanıtlayacak tek neden olabilir bence.
Ayça: -Latince ve fransızca farklarından bahsediyorodu Condillac, değil mi?
Banu: -Evet latince zahmetsizce kurulabilen cümleler için müsait. Latince eser yazmak fransızca yazmaktan kolaydır ona göre. Çünkü fransızca da fikrini anlatmak için diğeirine göre daha zahmet çekerek cümle kurman gerekir. İkil anlamlardan korunmak için titiz seçimler yapmak zorunda kalınır.
Birinin diğerine üstünlüğünden değil, hangisi kullanılıyorsa onun özelliklerini ve kullanışını derin bir bilmekle olacağını savunur.
Ayça: -Ben latinceyi seçtim o halde.
Banu: -”Öyle zihinler vardır ki çeşniyi ve göze çarparlığı aranırlar. Öyle zihinler vardır ki düzeni ve en büyük açıklığı aranırlar”. Hayal gücüne, dolambaçlı yollara alışık milletler ve matematiksel metoda yakın milletlerin dilleri arasında fark vardır.
Ayça: -Bu dillerden karma bir dil oluşturmaya kalkmak son derece yanlış bir girişim olur.
Banu: -Anlaşmaya başlıyoruz şimdi galiba. Latinceyi seçmen dışında tabii. Sen en iyi kendi geldiğin yerdeki insanlarla anlaşırsın. Aynı nesneye aynı sebepten aynı bakışla ad verdiğin insanlar onlar. Aynı söyleyiş usulüne sahipsin. Aynı kavramarı açıklamaya, ön düşünmeye gerek kalmadan anlarsınız. Rahattır aynı dilin insanları birarada.Kendi dilini seçmelisin latinceyi değil. Tercih şansımız yok, anlamanın hazzını en iyi kendi dilinde tadarsın.
Ayça: -Üstün dil yoktur dedin.
Banu: -Hiçbirşey demedim :)
Ayça: -Söylemek istediğinden çıktık. Büyük edebiyatçılar diyordun. Bize istediklerini yaptırabilirermiş.
Banu: -İstedikleirini yaptırmıyorlar. Sözlerini söylüyorlar. Dönem onların söylemlerinden etkileniyor. Onlar gibi oluveriyor.
Ayça: -Büyük yazarların gücü!
Banu: -Ayn kültürün insanları onlar da. Aynı köklerden besleniyorlar. Ama bu edebiyat ustaları milletlerinin özelliklerini taşısalar da onlardan ayrılan büyük yanları var.
Ayça: -Hmm…
Banu: -Başka görürler, başka ifade ederler, daha yeni bir yanları vardır. Onları önemli yapan, etkileyici yapan da budur. Tüm kurallarına hakimdirler dilin. Kendi gördüklerince söylerler. Yeni anlatım tarzları geliştirirler. Dili beslerler, zenginleştiriler. Kendi duyuşlarını katarlar ona.
Ayça: -Anladım. Aynı toprağın yetiştirdiği aynı insanların arasından çıkan dehalar onlar.
Banu: -Bu büyük yazarlar çok iyi kılıç kullanır, çok iyi ata biner, çok iyi buluş yapar. Bunu sadece dille yaparlar. Diğer yollarla yapanlara üstünlük sağlayacak kadar.
Ayça: -Bu yüzden mi döneme etkirler?
Banu: -Dile kattığı yeni ifade tarzı, onun gibi duyuş, algılayış dönemiminin eğilimlerini etkiler. Ve bak bu önemli, büyük yazarların dönemleri dildeki atak noktalarının yaşandığı dönemlerdir ve de tarihteki kırılma noktalarının.
Ayça: -Bunu dehayla yapıyorlar.
Banu: -Dehasını dilin dehasına katarak yaparlar bunu büyük adamlar… Dilin gücüyle dilde yeni bi yenilenme sürecinin ve tarihsel değişimin sebebidirler.
Ayça: -Condillac’ın bundan bahsettiğini biliyorum işte.
Banu: -En son nerede okudun?
Ayça: -Evde yatmadan önce, her zamanki gibi.
Banu: -Açık havada okumadın mı? O zaman bu bahsi hiç açmamış olalım.

