Archive for Aralık, 2007

Yolları Çatallanan Bahçe

Posted in Apokalipya, BibliyAtopya, Bâd-ı Hevâ, CurnalAtopya, KreAtopya | No Comments »

Uzakta, (uzaktayken içinde olduğum halden daha iyi seçebildiğim) hayatımın Madden’leri, Albert’leri, Tsun’ları, bugün bitmesi gereken veri tabanı modellemesi kitabı, ERwin ilişkilendirmeleri, Marie’nin midemi bulandıran katolik hurafeleri, her gün başka kılığa giren çeyreğinden hemşehri bacalhou morinaları, üfüren kalbim, The Masque of the Red Death, kaçırılan LSE programları, hiç özlemediğim çok şey ve çatallanan herşey için yine Borges’ten;

Zaman sayısız geleceğe doğru durmamacasına çatallanıyor. Bunlardan birinde ben sizin düşmanınızım.

Sözünü ettiğim kıpırdanma bir daha geçti içimden. Evi çevreleyen ıslak bahçe sonsuz sayıda insanla dolup taşıyordu sanki. Bu kişiler Albert’le bendik; başka zaman boyutlarında aldığımız türlü biçimlerde gizli ve etkindik. Gözlerimi kaldırdım; o zar inceliğinde karabasan çözülüp yok oldu. Bu sarı ve siyah bahçede tek adam vardı; ama bu adam bir heykel kadar sarsılmazdı… Bu adam bahçenin yolu boyunca ilerliyordu ve Yüzbaşı Richard Madden’di.

Gelecek şu anda varoluyor,” karşılığını verdim, “Ama ben dostunuzum sizin. Şu mektubu bir kere daha görebilir miyim?

Albert ayağa kalktı. Upuzun boyuyla ayakta durarak yüksek masanın çekmecesini açtı; o an sırtı bana dönüktü. Tabancayı doğrultmuştum. Olanca dikkatimle ateşledim. Albert hiç ses çıkarmadan yere yıkıldı. Onun o an öldüğüne yemin ederim- bir şimşek çakmıştı sanki.

Gerisi gerçek olmaktan uzak, önemi de yok zaten. Madden içeriye daldı, beni tutukladı. Darağacına yollayacaklar beni. İntikamımı en pis biçimde aldım; saldırmaları gereken kentin gizli adını Berlin’e bildirdim. Dün bombaladılar; haberi Yu Tsun adlı bir yabancı tarafından öldürülen ünlü Sinolog Stephen Albert’i saran esrar perdesini tüm İngiltere’de duyuran gazetelerde okudum.

Derdimin( savaşın gürültü patırtısı arasında) Albert adlı kente işaret etmek olduğunu, bunu yapmak için de aynı adı taşıyan bir adamı öldürmekten başka bir yol bulamadığımı biliyordu. Sayısız pişmanlıklarımla bıkkınlklarımı ise bilmiyor- hiç kimse bilemez zaten.


Yolları Çatallanan Bahçe
(Ficciones Hayaller ve Hikayeler’den)

“Bilmeyle Bilmeme” bugün ruh üflenmiş canlı bir varlıktı

Posted in Bâd-ı Hevâ, CurnalAtopya | No Comments »


Bağımsız Denklem bir süre -ben Türkiye’ye dönünceye- güneş takvimi ikibinsekizinci döngüsünün oniki diliminden ilkinin yarısını gösterinceye kadar güncellenemeyecek gibi görünüyor.

Bu esnada yorumlanacak bir yazının yayınlanması , ya da eşten-dosttan gelen maillere geri dönüş olması da mümkün olmayacak.

Şimdi masamda Alain Bodiou ve Ron Burnett Türkiye’deki son günümün iki mükemmel dehayla geçen keyifli çay sohbetinin tadına benzer bir tad vermek üzere beni bekliyorlar.

Hidrojen hızlandırıcının tüpündeki mükemmel rengi görmek için onlarca kere aynı dersi almak istediğim, tüm çizgi filmleri ve moleküller arası simetrileri, spektral analiz diyagramlarını bir kere daha ne çok sevdiğim anladığım gün dünya güzeli bir şarkı eşlik ederken ben yağmurun dansını seyrettim önce. Sonra da Trafalgara’a gitmeye mecal bulamayacağımı, Chelsa’ya giden kız bana hiç benzemediği halde neden onu ben gibi hissettiğimi düşündüm.

Buranın yeşili çok fena ama. Hem nehir de öyle. Seine gibi arkadaş bakışlı değil, peri bakışı var bunda.

Çizdim işte ne var? Z ve y ekseni arasında 51 derecesi var bağın. Bu programları niye almanca yapmışlar? Eingeben,Linerasien mit Lorentz, offsetfrequenz, messung öfften, ansicht…

Mahkemeden iyi haber gelsin, burada böyle hava hep ıslak olsun, boşlukla varlığı aynı kefeye koymanın ağır bedelleri olsun, Lacan gözlerini kısıp bugün kapaktan sadece baksın, elimdekini bölüp bir kediye vereyim, Passive bana geçmişe gülmenin nasıl olduğunu öğretsin istiyorum.

***

-Akordiyon kapıların ne güzel. Benim evimde de öyle olsa. Hiç bir itki bir yerlerden hacim çalmasa…

***

Ama biliyor musunuz, Ardıç’ta anladım ki, zincirleme reaksiyonun sebebi ondan çok daha bahsolunası, bilmek istenci gözle göremediğimiz gizli kesişim noktalarına dokunduğumuzda tetiklenesi birşey.

Bilmiyorum işte. Yağmur yağıyor. Almaçlarım açılmasın da böyle dinleneyim önce istiyorum.
Sonrası için büyük planlarım var. Hala hayatta olursam Bağımsız Denklem’de Scrödinger anma seanslarımıza sizleri de bekliyor olacağım.

Metro’da elinde bir kağıt vardı. Okudu, “Bu çok gerçek” dedi.

” Biliyorum ” dedim.

Gülümsedik.

Trafalgar’ı birgün bomboş buluversek de ben “bilmeyle bilmeme”ye denk gelen hacmin boynuna sarılıversem keşke.


beckhamın ayrodinamik hocası pluieden top ehlileştirme dersleri

Posted in Bâd-ı Hevâ | No Comments »


bir topun havada yol alışı esnasında yanlarında hava akış çizgileri oluşur.  fizik derslerinde zavallı çocuklara hava sürtünmelerini, vizkozlukları yoksaydıradursunlar   durumu hala öyle sananlar havayı topun üzerinden kayıyor sanıyor. oysa hava top yüzeyiyle buluştuğunda kaymaz, topa tutunur ve onunla ilerler.

düzgün bir küre olsaydı futbol topu ( yani yüzey kalınlığına eş dikiş girintileri olmasaydı) havanın yüzeye tutunduğu yerden ayrılmasında girdaplanma oluşurdu ve sürüklenme ( beraber ilerleme) aniden sonlanıverirdi.

topa etkiyen yatay kuvvetlerin sabite yakınlığından yola çıkıp topu fırıldatarak atmak istiyorsak topun iki yanındaki hava akımının eşitliğini bozmalıyız. birinin etkisi büyürken diğerinin etkisi küçülmeli.

topun gideceği yöne hükmedebilmek için  tam merkezinden vurmaya eğilimliyiz. ama fırıldayarak parabolik bir yörüngede giden ve hedefi bulan bir şut isteniyorsa topa asla merkezinden vurulmaz.

alışılmış tarifi gibi sadece -ayağın içi ya da dışıyla yandan rastgele vurmak- demek de falsolu vuruşu tarife yetmez. ayağınızın neresiyle vurursanız vurun açılı vuruşları merkeze yaparsanız yörünge eğrilir, evet. ama yön sapar. merkez dışı bir noktadan yeterli açı ile vurduğunuzda istediğimiz fırıldamayı kazandırma ve biraz çalışmadan sonra ( uygun hız ve açıyı denemelerle keşfederek) falsolu ve  hedefi bulan şutlar çekme şansınız olur. tutunma noktası ötelenmiş ve topun ilerleyişine kademe kademe hükmedilmiş olur.

bu durumda topun sapması sürenin karesiyle doğru orantılı değişecek, fırıldamaya bağımlılığı kendi etrafındaki devir sayısıyla ve inişte de faili dışındaki herkesi şaşırtıcılığıyla orantılı olacaktır.

kritik hızın altında bir atışta kinetik enerji, hava sürtünmesi kaynaklı viskozlukta kaybolur  ve hava topun ardında girdaplanır. topun yanlarındaki akış topun yüzeyinden ayrılmış olur ve  aniden falso alan carlosvari şutlar  böyle doğar.

futbolcu yukarıdaki etkilerin sebebi magnus kuvvetinin  adını bilse de, bilmese de olur elbette.  ama bu kuvvetin varlığını sahadaki zaman sarfiyatında keşfedip uygun açı ve hızda vurmayı hala kestiremiyorsa rivelino olmayı falan hayal etmekten de vazgeçse iyi olur.