esasında kabaca insan doğasını salt istenç yönüyle inceleyen bir oyun için kolları sıvayacağız.
incelik adına ne varsa damarda, olay örgüsü ve diyaloglara özenle can verecek. ama araya koca koca dağlar, denizler sığacak uzaklıkla bir dekor bu zarif can vermeden zerre nasip almamış olacak. kabaca, renksizce, ağırca yer kaplayıp seyirciye şamar gibi bakacak.
örgünün itkisi gereği izleyici bir bilgelik tapınağı bahsinin dönüp durmasından “dünyada çok ders bulunduğu ve mutuluğun olmadığı” sonucuna götüren bir cümleye farkında olmadan yavaş yavaş hazırlanacak… aklınca öğrenme yakalayacağı özel cümle için heyecan içinde bekleyecek. koltuk kollarındaki dirseklerden bileklere binecek yük, topuklar yere dokunmayacak, başlar öne uzanacak. bu pozisyon bir hayvana tetiktelik görünümü verirken seyirciyi komik duruma sokacak.
petrarca’nın “öğrenmekten başka mutluluk duyumsamıyorum” vazgeçişine muadil bir terkip olmadıkça koltuğa serilemeyeceklerini duyumsayacaklar.
000
sanki kendini taşımıyor da dünyayı taşıyormuş gibi hayıflanan vücut bileklerden yükü aldıramayacak kurtarıcı bir cümleye. ya da beklenen - koltuğa rahatça serilme- bu çatıda hiç gerçekleşmeyecek.
000
söylenmek istenen, dekorla - onun iğretiliğiyle- söylenmiştir ve aslında oyunda başka hiç bir cümlenin de onun sesini bastıracak bir gücü tüm naif konuşmalara rağmen olamayacaktır.
çünkü tüm diyaloglar, oyuncular, ışık oyunları sadece bir saati doldurmak amaçlı küçük tutunma kökleridir.
cafe sim’de mi konuşmuştuk bunları? sinderella’nın arabası balkabağına dönmeden seyirciye kapanmalıdır perde.
temsilin kendine düşeni yapması sadece o bir saatin sonuna ulaşılmasıyla olumlanır.
0000
çıkışta herkese içi boş fındıklar dağıtılır… mutluluk adına çıkarım yapmak, içi dolu olan bir taneyi rastgele bulmuş olana bahşedilir.
000
evlerine dönerken isteyenler envari süheyli mısralarını playerlarında birkaç kez çalabilirler.
bir dünyalık elinden gittiyse,
üzülme buna, hiçtir o;
ve bir dünyalık geçtiyse eline
sevinme buna, hiçtir o,
önünden geçer acılar ve zevkler
geç dünyanın önünden , hiçtir o.
000
bizi tanıyamadığı ve doğduğumuz arkadia’ya topluca hicret edip etmeme üzerine çene yoramayacağımız için epikür’ün ölmüşlüğüne bir kez daha hep beraber üzülüyoruz. meydan chamfort’a kalıyor. ya da zaten hep onundu.