Posts Tagged dirac

serap olsun cevap, bilmeyene hitap

Posted in Apokalipya, Bâd-ı Hevâ, CurnalAtopya | 2 Comments »

“Gerçek” girsin diye açılan pencere – sorulan bir soru ya da suskun geçen bir kaç dakika diyebiliriz bu pencereye- o kadar boyumuzdan yüksekte, o kadar küçük, parmaklıkları öyle sıkı bir pencere ki; aradığımız “gerçek” doğrudan gelse ve  sadece bir zerresini parmaklıktan geçirmek istese, onu da kendi rengine boyayıp kandıracağından korktuğum bir mahzende kaldığımızı sanıyorum geçici ama uzun dakikalarda burada.

Ne sorulan sorunun, ne verilecek cevabın bir hükmü kalıyor aramızda. Önce bir iman etmek lazım. Neye, ne ad verdiğimizi oturtmanın gereğine elifi elifine tam inanmak lazım ki , gerçeğin gerçekliğinin bizim için ne demek olduğunu görelim. Yoksa bu güneş almaz mahzenin yanında gerçeğin gerçekliği öyle zahir oluyor ki, zuhurundan gaip kalıyor.

“the soul at war with itself”

Posted in Bâd-ı Hevâ | Yorumlar Kapalı


zhanna değilim ki ben neşe tacımı istemsiz masaya bırakıp fanusuma döndüğümde

sislerin çöküşünü akordiyonuma yaslanarak karşılayayım?

siz

benden elimde olmayan şeyler bekliyor olabilir misiniz?

sis yokmuş gibi davranmamı, uğultuları duymamamı, sulhu bulmuş rolü yapmamı?

***

banu -    bpluie=mysql_query($sql) or die(“error in common.inc.php at line 2008″);

dr dirac -    an invisible something in line is creating a fatal compass.
banuat least someone has not blamed me. well.


Değirmenci Kadın

Posted in Apokalipya, Bâd-ı Hevâ, BibliyAtopya, CurnalAtopya | Yorumlar Kapalı

kevserbanu_molulin.jpg

DEĞİRMENCİ MİYİM, NOTER Mİ?

” si batte nel mio cuore, l’inchistro ela farina”


KALBİMDE MÜREKKEP VE UN SAVAŞ HALİNDELER!


“Armance” Stendhal

no wonder you are always lost

Posted in Bâd-ı Hevâ, CurnalAtopya, Musica, PlAtopya | Yorumlar Kapalı

Tasdik memuru imzalayıp türkiye’ye gönderirse o belgeyi, bu ülkeden çıkabilirsiniz, dedi komiser.
Beck ve ben Dirac’ın yanına uçacaktık.

duvarlarını sevdiğimiz resimlerle süslediğimiz, mektuplarımızı yazdığımız, içinde hayal gemisi düzeneklerini yapıştırdığımız evlerimizin bize sonsuz gelen sekînetinden çıkmaya daha hazır değildik.

Aslında hiç ama hiç keyifte de değildik.

Biz gidiyorduk.

Daha yağmurlar bile başlamamıştı.


Banu / Kapitalinkuzeyburculimanı