“En üst derecede zararlı ve tehlikeli olsa bile bir şey hakikat olabilir; varolmanın temel doğasının bir parçası olabilir, onu anlamak bizim kendi yıkımımıza neden olacaktır. O zaman bir insanın tininin gücü ne kadar “hakikate” dayanabileceği, ya da daha açık bir ifadeyle, ne dereceye kadar onu sulandırması, gizlemesi, tatlandırması, sessizleştirmesi, çarpıtması gerektiğiyle ölçülecektir.”
Both comments and pings are currently closed.
Yasak meyveden yedik..
“Oedipus, onu sınırının ötesine götüren arzusunun -bilmek arzusunun- sonuçlarıyla karşı karşıya kalır. Öğrenmiştir ve hala da daha fazla şey öğrenmek ister.”
Yasak meyveyi yedi de insanoğlu, daha ne kadar hakikate cesaret edebilir?
Öğrendikçe “İlk önce kör gözlü bir yaşamdı, sonra uyanık gözlerle ölü oldu” demeyelim diye…
sevgili banu, buradasin ne güzel…
Ben olsam soyle derdim
beslediğin tutku değil mesafe
büyüdükçe bana YAKIN düşersin
Oh by the way,
nitimur in vetitum (*) nece?
A) Ibranice
B) Latince
C) Kurtce diye bir dil yog!
D) Butun diller Turkceden Turemistir.
:-)
“Dünya daha kısa pantolonluyken evrende türkler cirit oynardı”
Ben ulkucu olsam bu lafin telif haklari icin miliyonlar verirdim…. :-)
“besle tutkuyu
oysun gözünü”
bir yorum birakmI$ olalIm.
Tutku “tu kaka” … Ya da “tu quoque” …
Tutku… hakikate yaklaştırır mı, uzaklaştırır mı ondan bizi? Bence böyle bir soru hem güzeldir hem abes. Abes, çünkü tutkululuk hali kendi paralel-hakikat evrenini yaratır. Burada böyle bir soru sorulmuş mu sorulmamış mı emin değilim, belki de anlayamadı kalın kafam, ama ben sorulmuş varsayarak öttüm böyle işte. Saçmaladıysam affola.
merhaba,,,
tanıştığım insanların ceplerini kurcalayıp parmağıma uyan bir yüzük araklamak adetim,,,
sondan gideyim,,,
hakikat altettiğin değil altedemediğindir,,,
dolayısıyla tutku ölümden sonra en çok hakikate yaklaştıran şey sanırım,,,